MENTEŞE – MUĞLA / 37.184801,28.410398
Uzun yıllardan beri Muğla’lıların yaz aylarını geçirdikleri, kentin eskiden en önemli geçim kaynağı olan bugün ise bu anlamda önemini kısmen koruyan Karabağlar Yaylası gerek bütün kış kente yetecek tarımsal üretimin yapılması gerekse Muğla’nın tarihsel sürecinde önemli bir yer tutması açısından geleneksel kent yaşamının bir uzantısıdır.

gezirehberiYayla, asırlar boyunca kendi kendine yetmeye çalışan Muğlalı’nın kapalı ekonomik yapısı içinde çok önemli bir yer işgal eder. Yılın yarısı yaylada geçirilirken hem günlük ihtiyaçlar karşılanır hem de kışın Muğla’da yenilebilecek kuru sebze, domates salçası, tarhana, sucuk, kavurma, makarna ve pekmez hazırlanırdı. Her yurdun bir bağı bulunurdu. Buna bağlı olarak elden edilen bilgiler yaylada şarapçılık da yapıldığını göstermektedir.

Türkler’in Anadolu’ya girmelerini izleyen yıllarda kuraklık nedeniyle hayvanları için otlak aramaya başlamışlar ve Karabağlar’ın kuzeyindeki Düzey denilen tepeye gelip yerleşmişlerdir.

1671 yılında Muğla’ya gelen Evliya Çelebi Karabağlar Yaylasını görmüş ve yaylanın 11 bin bağdan oluştuğunu, yaz günleri sekiz ay boyunca Muğla ve Ula şehri halkının burada kaldığını belirtmektedir. Evliya Çelebi’ye göre burasının Osmanlı ülkesinde bir benzeri yoktur. Ne Malatya’nın Aspuzu’su ne de Konya’nın Meram’ı ile karşılaştırılabilir. Engür, karaağaç, çınar, meşe, ergavan ağaçları yüksek verimli üzüm bağları vardır. Karabağlar’ın yollarına giren kişi bir ağaç deryasında kaybolup yolunu bulamaz bağ yollarına güneş ışığı bile giremez.

Yayladaki parsellere “yurt” ismi verilir. Genellikle 2-3 dönümlük mülkiyetlerdir ve ait oldukları ailelerin isimleriyle anılırlar.Yurtları birbirinden ayıran ve yayla yollarını da oluşturan yapının elemanları “kesik” ve “irim” gibi özel isimlerle anılmaktadır. Kesik; hem tarlaları birbirinden hem de yolları tarlalardan ayıran doğal malzeme topraktan oluşturulmuş, bunun da üstünü örten yer yer karaağaçlar ve çalı gruplarından oluşan doğal bölücü öğelerdir.Genellikle tarlanın ve kesiğin köşe yaptığı yerlerde kızılcık, kovam eriği gibi yaban ağaçlar bulunur ama bu ağaçlar asma ve böğürtlenlerle sarılmışlardır. Bu kısımlara kabalık denir. İrim iki yanında kesikler yer alan ve bunlar boyunca yükselen ağaç ve çalı gruplarının üstünü örttüğü, yaya geçişine açık en çok 1,5-2 mt genişliğinde olan doğal yol ağlarıdır.

Okudunuz mu?   ÇÖLLÜOĞLU HANI

Karabağlar Yaylası Muğla’ya has bir kültürel yapıyı oluşturmaktadır. Bu kültürel yapı içindeki en önemli oluşum yayla içine dağılan kahvelerdir. Karabağlar Yaylası’nın her semtinde genelde anayol kavşaklarında bulunan ve yüksek çınar ağaçlarının (bunlara Muğla’da kavak denir) çevrelediği tarihi kahveler yer alır. Kahveler isimlerini bulundukları semtlerden almışlardır.Eskiden kahvelerin bulunduğu yerlerde fırın, bakkal, kasap gibi dükkanlar bulunmaktaydı. Bunlar dışında her kahvenin yanında bir mescit yer almaktaydı. Kahvelerin yanında yer alan mescitler, üstü kırma kiremit çatıyla örtülü, kareye yakın formda, ahşap ağırlıklı bir taşıyıcı sistemle kurulmuş, üç tarafı tamamen açık ve bu açıklıkların kendine has ahşap motifle kapatıldığı yazlık camiledir ve bir kısmı halen kullanılmaktadır.

Resim:
https://www.facebook.com/mugla.karabaglar
Kaynak:
http://www.mentese.bel.tr/gezi-rehberi/

Adres:
MENTEŞE – MUĞLA